Pages

12 Kasım 2011 Cumartesi

Evde Balık Keyfi ve Koska Fırında Helva Keşfi...

Tembel bir hafta sonu geçiriyoruz, hava da çok soğuk... Bırrrr.... Kombimiz tam gaz son gaz yakıp bizi ısıtırken soğuk havaya çıkmak işimize gelmedi pek... Yat-kalk-tv izle-internette dolaş-playstation oyna... Tek aktivitemiz playstaion da araba yarışı sırasında sen geçtin ben geçtim heyecanıyla ayağa kalmak oldu :) (İtiraf edeyim azıcık da iş ile ilgili bişeyler yaptım) E bu arada yemek yapmak olur mu, olmaz tabi... Madem ki tembellik yapıyoruz hakkıyla yapalım dedik kocamla ve evden bile çıkmadan balıkçıya telefon açıp hamsi ve tekir leri kızartıp bize getiriverir misiniz diye sorduk... Tabiki de getirirlerdi, ne zaman ve ne kadar istediğimizi sordu. Sonra da hooop yarım saat içinde balıklar kapımıza geldi.



Ben o yarım saat içinde salata yaptım, sofrayı hazırladım. Rakı-balık iyi giderdi ama tembellikte sınır tanımadığımız için markete gidip almadık, evdeki kola ile idare ederiz dedik :)

E ama bi de balık sonrası için tatlı lazımdı... Ne var evde diye düşünürken geçen gün marketten aldığım Koska Fırında Helva geldi aklıma. Hemen onu çıkardım. Biz balıkları ufak ufak yerken fırına da Fırında Helva'yı koydum. Balıklar bitince hazır oldu tatlımız. Afiyetle yedik.

Fırında Helva'nın yapılışı çok çok kolay. Zaten helva, folyo bir kabın içinde çıkıyor kutunun içinden. Önceden ısıtılmış 150 derecede fırında 10 pişirdiniz miydi tamamdır. Sonrasına sadece keyifle tüketmek kalıyor. Yalnız 2 kişi için biraz fazlaca. 250 gr ama 3-4 kişiye tam olur. (Aslında fırında helva ufak güveç kaplarında çok kolayca yapılabiliyor, biliyorum ama güveç kaplarım yok, vardı da ben mi yapmadım... :)) )

Efendim, tembellikte sınır tanımayıp bir de damak tadımdan ödün vermeyerek tatlıyı da 10 dakikada hazırlayarak rekorumu kırmış bulunmaktayım. :)) Ne dersiniz becerikliyim değil mi?

Arada böyle tembellik yapmak iyi oluyor, yoğunluğun kargaşanın arasında herşeye bir durr diyip beyni boşaltmak güzel bi duygu...  Tembellik diyince aklıma hep Garfield gelir benim. Ayrıca kedilerden çok hazetmesem de Garfield'i seviyorum. Çizgi film diye herhalde :))


Bir de ben tembellik yapsam da yapmasam da pratik şeyleri kullanmak güzel, hatta bazen hayat kurtarıcı oluyor. Sürekli kullanmasam da bu tür pratik ve yeni çıkmış ürünleri keşfetmeyi çok seviyorum. Deneyip de bir fikrimin olması çok hoşuma gidiyor...Kek yapmayı o kadar çok sevmeme rağmen, Dr. Oetker'in sade ya da limonlu hazır kekunlarını mutlaka evimde bulunduruyorum. Bu aralar Cart'e Dor'un hazır karışımlarını denemeyi düşünüyorum.


Yarın için herkese mutlu ve bol dinlenmeli bir pazar günü diliyorum....

11 Kasım 2011 Cuma

Anneannem, Çiçekleri ve Gezileri

Geçtiğimiz günlerdeki postlarımın birinde anneannemden ufacık bahsetmiştim. Bu postumda azıcık daha bahsetmek istedim.


14 yaşında annemi almış kucağına, o yüzden çok gençtir benim anneannem. Bir çok arkadaşımın annesiyle yaşıttır hatta. :)) Ama inanın bana benden daha gençtir. Gezer, tozar, İstanbul'da en yeni açılan yerlere ilk o gider, keşfeder, sonra da gelir bize tavsiye eder. Hatta birlikte gideriz. Öyle hayat dolu, ruhu genç bir anneannedir benim anneannem.

Vee bir de asla kimselere vermediği çiçekleri vardır evinde.... Menekşeleri dillere destandır, cam güzelleri, begonyaları, hepsi ayrı güzel açar rengarenk olur... Her gün ayrı ayrı ilgilenir onlarla, suları, vitaminleri, çiçek coşturanları, yaprak yeşertenleri.... Hepsine vakit ayırır, aylık haftalık bir plan dahilinde takip eder. Evde olmadığı zamanlarda da düşünür çiçekciklerini.... Ya anneme ya teyzeme binbir tembih eder. Sularını versinler, vitaminlerini eksik etmesinler diye...

İşte geçen gün erken bayram ziyaretimiz sırasında çektiğim fotoğraflar...






İşte böyledir benim anneannem... Onun yaşına geldiğimde onun gibi hayat dolu olabilecek miyim acaba diye düşünüyorum zaman zaman. Hayatla çok küçük yaşta tanışmış, boşanmanın ayıp sayıldığı bir zamanda eşinden boşanma kararı alıp uygulamış, sonrasında çalışma hayatını da görüp zorluklarını tatmış, 2 çocuğunu büyütmüş. Görmüş geçirmiş derler ya o cinsten.... Belki de küçük yaştan beri tüm bunlarla yoğrulduğu için hayata böylesine bağlı, neşeli ve kendisinin de tabiriyle "kafasına tokadan başka birşeyi takmayan" biri...

Sanırım fiziki olarak da çok benzediğim anneannemi kendime model alsam çok iyi olacak. Kafama toka bile takmamak istiyorum :)))

10 Kasım 2011 Perşembe

Canım Liselilerim ve Moda'daki Beppe Pizzeria

Canımdan çok sevdiğim, kardeşlerim gibi gördüğüm 4 kişiden oluşan bir lise arkadaşı grubum var. ve canım liselilerim ile bayramların son günü buluşmalarımız meşhurdur. Eskiden beri bayramın ilk günlerini ailelere ayırır son gününü de birbirimize ayırır, yeni yerler keşfederiz....

Geçen Kurban Bayramında bir arkadaşım ilk defa araba kullanmış ve bizi Viaport'a götürmüştü :) Bu Kurban Bayramının 4. günü ise Moda'ya, Beppe isimli bir pizzacıya gittik... Tek kelime ile süper bir Pizzacı. Yolu Moda'ya düşenler mutlaka buraya uğrayın. Hatta bence yolunuzu Moda'ya düşürüp bu Pizzacı'ya uğrayın sonra da Ali Usta'nın dondurmasını  tadın derim ben :)

Beppe Pizza ufacık bir yer aslında ama servisi yapan kişilerin cana yakınlığı kendinizi evinizdeymiş gibi hissettiriyor. Çok çeşitli pizzaları olduğu gibi kendi pizzanızı kendiniz de oluşturabiliyorsunuz. Ben son zamanlarda pizza ve rokayı çok yakıştırdığım için biftek, közde biber, kekik, hellim li bir pizza sipariş edip üzerine de roka ilave etmelerini istedim. Çok çok lezzetli idi. Diğer 2 arkadaşım da benimkine benzer bir tercih yaptı. Ama bir arkadaşım ananaslı bir tercih yaptı. Gayet başarılı bir tercihti. Roka konusunda da önyargılı idim, sonradan çok hoşuma gitti. Bir dahaki sefere de ananas ın olduğu bir karışım deneyeceğim. Beğeneceğimi düşünüyorum....

Biz pizza yedik o yüzden pizzalarini methedip durdum. Ama menüsünde başka başka tatlar da var. Denemek lazım. Kapalı pizzaları var mesela, onu çok merak ediyorum.

Daha detaylı bilgi için we adresi şöyle: http://www.beppe.com.tr/default.asp

Afiyetler olsun hepimize, yeni yeni keşiflerde görüşmek üzere....

Çekilişler Varmış, katılalım şansımızı deneyelim... Değil mi Ama???

Güzellik Kazanının Çekilişi: http://guzellikkazani.blogspot.com/2011/11/kazandaki-hediyeler-hediye-cekilisim.html



Bir Alışverişkoliğin İtiraflarının Çekilişi: http://bir-alisveriskoligin-itiraflari.blogspot.com/2011/11/alsveriskolikten-bayram-hediyesi-amway.html?spref=tw


9 Kasım 2011 Çarşamba

Çiğ Şuruplu Revani ve Saç Bakımı Üzerine :)

Bir önceki postumda bahsettiğim ve bayramda görümcemlerin kayınvalideme yaptığı oldukça kolay çiğ şuruplu revani tarifini sizlerle paylaşmak istedim bugün.


ÇİĞ ŞURUPLU REVANİ TARİFİ

- 4 yumurta (bence 4 yumurta çok, 3 adet yeter, kendim yaptığımda 3 yumurta ile deneyeceğim. İlla bir tarifi değiştireceğim, kendime göre revize edeceğim:) )
- 3 çay bardağı un
- 3 çay bardağı irmik
- 3 çay bardağı yoğurt
- 1 çay bardağı şeker
- 2'şer paket kabartma tozu ve vanilya

Şerbeti için 3,5 bardak şeker, 3,5 bardak su karıştırılacak, kaynatılmayacak.

4 yumurta ve şeker beyazlaşıncaya kadar mikser ile karıştırılır. Ardından, un, irmik, yoğurt, vanilya ve kabartma tozu ilave edilir, karıştırılır. Hazırlanan karışım yağlanmış ve unlanmış tepsiye dökülür, önceden ısıtılmış 180 derece fırında pişirilir. Fırından çıktığı gibi üzerine su ve şekerle hazırlanan kaynatılmamış şerbetş dökülür. Kek şerbetini iyice çektikten sonra dilimlenir ve servis yapılır. İstenirse servis yapılırken üzerine hindistan cevizi serpilebilir... Afiyetler olsun....



Bir de biraz daha ilgilenmez isem döküle döküle kel kalacağımı uzun bir süre sonra idrak ettiğim için en sonunda dün bir araştırma yapmıştım. Ayrıca saçlarım çok da cansız sevimsiz görünmeye başlamıştı... İzlediğim birkaç blogda da aynı dertten muzdarip olan arkadaşlarımın tavsiye ettiği ürünleri inceledim ve içlerinde bir ürün aklıma yattı. Hem daha önce de benzer bir ürün kullanmış ve olumlu bir sonuç almıştım.  Ürün Rozita Saç Bakım Yağı. İçinde bir çok yağ ve bitkisel öz var. Sprey bir ürün. Oraya buraya sıçratmadan direk saça uygulanabiliyor, 1 saat kadar bekletilip yıkanıyor. Şu anda bu postu yazıp bitirdikten sonra saçlarımı yıkamaya gideceğim. :))

Umarım ürünün faydasını görürürüm yine. Hem saçlarım daha az dökülsün hem de daha sağlıklı olsun ve de parlak parlak olsun istiyorum. Elektriklenmesin de... Sizin tavsiye edeceğiniz saç bakım ürünleri var mıdır? Kullanıp da memnun kaldığınız ürünler hakkında beni bilgilendirebilirseniz çok sevinirim. Ben de saç bakım yağının saçlarıma olan etkisini (inşallah olumlu etkisini) sizlerle paylaşıyor olacağım.

8 Kasım 2011 Salı

Manisa'dan Sevgiler & İyi Bayramlar...

Efendim....

Başlığımdan da yazdığım gibi bu postumu Manisa'dan, eşimin ailesinin yanından yazıyorum.

Bayram dolayısıyla Manisa'ya geldik, zaten biz her bayram Manisa'ya geliriz. (Bayram haricinde gelemiyoruz çok fazla, malum yoğunluktan. ) Bey'im Salı gününden gelmişti ben de Cuma günü akşam saatlerinde Manisa'da aldım soluğu.
Eveeettt sebeb-i postum öncelikle bayramınızı kutlamaktır... :)) Hepinizin bayramını kutlar, nice güzel, sağlıklı, güzel bayramlar görmenizi dilerim. İnşallah ülkemizin üzerindeki kara bulutlar da bu bayram sevincimizle kalkar, hepbareber daha da güzel günler görürüz. Bu vesile ile hepinizi öperim... :))

Not: Uzun zamandır yazamamamın nedenidir Manisa ve Manisa'nın içindeki aşağıdaki resimlerde gördüğünüz güzellikler... Eşimin yeğenleri....


Bir güzellik daha var tam 6 aylık, biz parkta iken o mışıl mışıl uyumakta idi...  O güzelliği n resimlerini de mutlaka göstereceğim sizlere... Yasemin Yengeleri yer onları...

Bayramlık tatlımız da "Çiğ Şuruplu Revani" idi. Görümcemler yaptı kayınvalideme. Ben de hemen tarifini aldım, bir sonraki postumda yazacağım... Ama merak edenlere ya da benim gibi bilmeyenlere "Çiğ Şurup"un manasını yazayım; şurubu pişirmeden sadece su ve şekeri karıştırınca çiğ şurup oluyormuş :) Daha neler neler öğreneceğim şeyler var... Kim bilir...


1 Kasım 2011 Salı

Anne/Baba Evinin Rahatlığı/Sıcaklığı...

Veee Kasım ayı geldi bile, hatta günü bile yarıladık ne olduğunu anlamadan...

Ne çabuk geçiyor zaman... Daha dün gibi Ramazan Bayramı. Şimdi ise 4-5 gün sonra Kurban Bayramı geliyor...

Dün Bey'imi (Biz zaman zaman birbirimize hanım/hatun-bey diye hitap ederiz :) işte ben de o Bey'imi) Manisa'ya  memleketine yolladım. Annesinin yanına gitti. 60 günlük yıllık izni olunca ,e biraz da işler durgunken, hem de bayram öncesi anne evinde yapılacak işler güçler varken izin alması iyi oldu. 2 yıl önce kayınpederim vefat etmişti, o zamandan beri mezarı ile ilgili yapılacak işler de vardı. En çok onun için gitti Bey'im Manisa'ya. Eh biraz da anne şefkati, yeğenlerin sevgisi de fena olmaz tabi.. :) Ben de Cuma öğlen gideceğim Bayram için Manisa'ya. Bayramın 3. günü sabahı da evimize dönüyoruz...

Bu arada ben de Bey'im Manisa'ya giderken eksik kalır mıyım? Kalmam tabiki de :) Dün annemlerde kaldım,
Sabah kalktım, kahvaltı hazır, mandalinalar portakallar sıkılmış, tıpkı eski günlerdeki gibi. Canım annem beni aç aç göndermez hayatta. Babam da sabah sabah gitti ekmek aldı... 1 dilim ekmek yediğimi görünce sen bununla öğleni nasıl erdersin diyip diyip durduğundan bir dilim ekmek daha yedirdi zorla.

Anlayacağınız Bey'de Hanım'da anne/baba evinde, beslenip bakılıyor... Allah onları başımızdan eksik etmesin.... Sağlık, sıhhat versin de hep böyle gidip, sıcacık sıcacık karşılanalım....

Ama bir sır vereyim; Bey'imi şimdiden özledim.... :)